|
ALİ METİN TOKDEMİR
Ölüm nihai kaderimizdir. Tüm insanlar bu ölüm durağına
uğramak zorundadır.
Öyle veya böyle muhakkak bir gün ölüm yolcusu olacağız. Nitekim Cenab-ı Hakk,
Nisa Suresi'nde şöyle buyuruyor: "Nerede olsanız, sağlam kaleler içinde de
bulunsanız ölüm yine sizi bulur" (Nisa suresi, 78. ayet) Dünya bir mezardır.
Peygamberimizin deyimiyle, "Dünya ahiretin tarlasıdır." Bu tarlada ne ekersen
onu biçeceğiz. Hiç kimse ebediyen kalmayacaktır dünyada Rabbimiz bu hakikati
Enbiya Suresi'nde zikrediyor: "Senden önce hiçbir insana ebedi yaşamı
vermedik.... Her nefs ölümü tadacaktır. Biz sizi sınamak için şerre de hayra da
müptela kılıyoruz. Ve sonunda bize döndürüleceksiniz" (Enbiya suresi, Ayet:
34-35). İnsanlar ölümü düşünmek için eğlence ve zevk alemine sığınıyorlar. Oysa
gerçeklerden kaçılmaz. Ölümden ne kadar kaçarsanız kaçın, o sizi takip
edecektir. Alemlerin Rabbi Allahu Teala bu konuda şu çarpıcı ifadeleri
zikrediyor: "De ki: Sizin, kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi
bulacaktır. Sonra görünmeyi ve görüneni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O sizi
bütün yaptıklarınızı haber verecektir." (Cuma suresi, Ayet: 8). Bu ayeti
kerimeler ölüm konusunda çok hassas olmamız gerektiğini hatırlatıyor bize.
Ölüm insanlık tarihi boyunca güncelliğini hep muhafaza etmiştir. Bundan sonra da
güncel olmaya devam edecektir. Çünkü ölüm ölmüyor. Melekül mevt daima canları
kabzetmekle meşgul.. Azrail ruhları ölümsüzlüğe taşıyor. Daha doğrusu ölümsüzlük
diyarına bilet kesiyor. Hepimiz bu gişeye er geç uğrayacağız. Bu gişeye giden
yollar çok değişiktir. Fakat bütün yollar ölüm kavşağına varır. Ölüm vakti
gizlidir. Bu an gizli olmasaydı, insanlar korku ve telaş içinde yaşarlardı.
Sebepler ölümü sevimli kılıyor.
Yiğit dava adamı A. Metin Tokdemir genç yaşında Hakk'a yürüdü. Merhum Tokdemir 8
Aralık 1995 günü elim bir trafik kazası sonucu Allah'ın rahmetine kavuşmuştu.
Ülkücü camianın efsanevi isimlerinden olan A. Metin Tokdemir, 21 Haziran 1959
yılında Kelkit'te doğdu. İlk ve orta öğrenimini Anadolu'nun çeşitli yerlerinde
tamamlayan Tokdemir, Eskişehir İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme
Bölümü'nden mezun oldu.
Tokdemir çalışkan ve mücadeleci bir dava adamıydı. Otuzaltı yıllık kısa ömründe
çok büyük işler yaptı. Siyasete küçük yaşlarda giren bu muhterem insan, Ülkü
Ocakları, Ülkücü Gençlik Derneği ve Ülkü Yolu Derneği'nin Aydın şubesinde görev
yaptıktan sonra Eskişehir Ülkü Ocakları Başkanlığı'na getirildi. Üniversite
yılları siyasetle iç içe geçti.
Merhum A. Metin Tokdemir Türk-İslam ülküsünü rehber edinen ve aksiyon haline
getiren kamil bir insandı. Küçük politikalar onu tatmin etmiyordu. Büyük
düşünüyordu. Onun için de küçük ve çıkarcı politikalara alet olmuyordu.
Bencillik denen manevi hastalıktan çok uzaktı. Kendini Allah ve Resulü Ekrem'in
d‚v‚sına adayan Tokdemir, Allah rızası için gecesini gündüzüne katarak
çalışmıştır.
Görevlerini harfiyen yerine getiren A. Metin Tokdemir, Türklük aleminin Lideri
Alparslan Türkeş tarafından Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı'na getirilerek
ödüllendirilmiştir. Pek çok üstün meziyetlere sahip olan Tokdemir, Ülkü Ocakları
Genel Başkanlığı görevini başarıyla yürütmüştür. Bu süre içinde küfrün bütün
oyunlarını bozan Tokdemir, Ülkücü Gençliğin oluşmasında aktif roller oynamıştır.
A. Metin Tokdemir, Mevlana'nın ifadesiyle, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi
olan, ilmiyle amil bir Müslüman'dı. İnançları için tüm zorluklara göğüs geren
Tokdemir, azimli ve cesaretliydi. Çok güçlü bir hitabeti vardı.
Cesur dava adamı A. Metin Tokdemir, konuşmadan çok yaşantısıyla davasını
savunmuştur. Anlattıklarıyla yaşadıkları asla çelişmemiştir. O iman, aşk,
aksiyon ve karakter adamıydı. Kendi milletini "efendi", diğer milletleri "köle"
gören anlayışa karşıydı. Bütün insanlığın, İslam aleminin ve özellikle de 19-20
Ocak 1990 tarihlerinde Azeriler'in Bakü'deki Azatlık Meydanı'nda Rus tankları
altında ezildiği sırada, Türkiye genelinde düzenlediği Organize Tel'in
Mitingleri'yle Türk milletinin gönlünde taht kurdu. Onun bu hareketi geniş
kitleler tarafından desteklendi. Onun sayesinde Türk soydaşlarımız, haklı
davalarını geniş platformlarda duyurabilme imkanına kavuştular.
Tokdemir'in bu örnek hareketleri soydaşlarımızın mücadele gücünü ve azmini
artırdı.
Merhum Tokdemir, milletiyle bütünleşen örnek bir şahsiyetti. Ülkemizin sosyal,
ekonomik ve kültürel meseleleriyle ilgilenen ve bu konularda kafa yoran bir
insandı. O toplayıcı ve birleştirici bir karaktere sahipti. Türk-İslam ülküsüne
gerçekten inanmış ve aşkla bağlanmıştı. Şahsi menfaatlerini, davanın ruhuna
engel teşkil edecek derecede öne sürmeyen ve hak bildiği yolda yürüyen Tokdemir,
sadece davasının başarısını düşünmüştür. O sabırlı, azimli, ahlaklı, basiretli,
disiplinli ve kültürlü bir insandı. Bu özelliklere sahip olan Tokdemir,
davasının "A Kadrosu"ndandı. Yani birinci derecede öncelikle meziyetlere
sahipti.
A. Metin Tokdemir'in davası "İlay-ı kelimetullah ve Nizam-ı Alem" düşüncesini
cihana hakim kılmaktı. İnandığı davasından zerre kadar taviz vermeden, Nizam-ı
Alem ve İlay-ı Kelimettulah uğunda Anadolu'yu adım adım dolaşarak verdiği dizi
konferanslarla Ülkücü Hareket'e ivme, heyecan ve şuur kazandıran A. Metin
Tokdemir, bir ara Türk Ocakları Genel Merkezi'nde, Türk Cumhuriyetleri'nden
gelen öğrencilerin koordinasyonu görevini üstlendi. Çünkü o çok hamiyetli bir
kişiydi. Özellikle Türk soydaşlarımızı tutku derecesinde seviyordu. Onların
esareti yüreğini dağlıyordu.
Merhum Tokdemir, Türkiye genelindeki konferanslarında millet ve milliyet
gerçeklerini yok farz etmemiştir. Biz Türk milletinden ve İslam ümmetinden
olmakla gurur duyuyoruz. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor: "Ey insanlar, biz
sizleri bir erkekle, bir kadın yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi
şubelere ırklara, kavimlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki, Allah yanında en
şerefliniz takvada en ileri olanınızdır" (Hucurat Suresi, Ayet: 13) Yine
mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'de: "Dilleriniz ve renklerinizin birbirine
uymaması da O'nun ayetlerindendir" buyrulmaktadır. (Er Rum Suresi, Ayet: 22) Bu
arada şanı yüce peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) mübarek sözleriyle İslam ve
milliyet kavramlarına açıklık getirmiş ve ırkçılığı reddederken milliyetçiliği
yüceltmiştir: "Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavmin efendisi, kavmine
hizmet edendir. Soyunu inkar edene Allah, melekler ve insanlar lanet etsin."
Merhum Tokdemir bu gerçekleri her fırsatta dile getirerek, yanlış anlaşılmaların
üzerine gitmiştir.
Merhum A. Metin Tokdemir, Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevini müteakip,
sırayla Yeni Düşünce, Ortadoğu, Milliyetçi Çizgi ve Hergün gazetelerinde köşe
yazarlığı, Yazı İşleri Müdürlüğü ve Genel Yayın Yönetmenliği görevlerinde
bulundu. Onun diğer gazeteci ve yazarlardan farkı, yazdığını yaşaması,
yaşadığını yazmasıdır. Bu konuda realist bir tavır içerisindeydi.
Sevgili A. Metin Tokdemir engin bir birikime sahipti. Bu tecrübelerini
T.B.M.M.'ye taşıyarak Türk milletinin istifadesine sunma niyetindeydi. Bunun
için 24 Aralık 1995 seçimlerinde Gümüşhane'den milletvekili adayı oldu. MHP'den
milletvekilliğine aday olan Tokdemir hızlı bir propaganda faaliyetine girişti.
Ölümünden birkaç gün önce, Gümüşhane Dumlupınar İlköğretim Okulu salonunda
düzenlenen gecede, şu ifadelere yer veriyordu. Bu sözler onun ağzından duyduğum
son sözlerdi: "Biz Türk-İslam ülküsünün erleriyiz. Davamız hak ve hakikat
mücadelesidir. Amacım yıllardır unutulmadan ve hizmetten mahrum bırakılan
Gümüşhanelilerin haklarını savunmaktan ibarettir. Nasip olur da Meclis'e
girebilirsem, Türk milletinin menfaatlerinin takipçisi olacağım. Milletimizi
ezilmiş ve itilmişlikten kurtarmak için canla başla çalışacağım. Hor görülmüş ve
değerleri ayaklar altına alınmış Türk-İslam aleminin şahlanması için itici güç
olacağım. İnsanımızın inanç özgürlüğünü temin etmek için var gücümle mücadele
edeceğim. Söylediklerimi gerçekleştiremezsem verdiğiniz yetkiyi yine sizlere
teslim edeceğim. Destek sizden, kısmet Allah'tandır. Allah bizi utandırmasın."
A. Metin Tokdemir, adaylığının kesinleşmesinden birkaç gün sonra Ankara'daki
Gümüşhaneliler Derneği'nin düzenlemiş olduğu toplantıya katılmak için
Gümüşhane'den Trabzon'a hareket etti. Trabzon Havaalanı'ndan bineceği uçakla
Ankara'ya varacaktı. Fakat o güzel insan, Maçka ilçesine bağlı Başar köy
yakınlarında geçirdiği elim bir trafik kazası sonucu yaralı olarak Trabzon
Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Oradan Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp
Fakültesi Farabi Hastanesi'ne sevk edilen Tokdemir, bütün gayretlere karşın
kurtarılamayarak, Cenab-ı Hakk'ın "benim ayım" dediği Recep ayında, 8 aralık
1995 Cuma günü saat 15.15 sularında Hakk'ın rahmetine kavuştu. Bilindiği gibi üç
aylar (Recep, Şaban, Ramazan) çok kutsi anlamlar taşır. Cuma günleri de,
günlerin en hayırlısıdır. Merhum A. Metin Tokdemir üç aylarda ve de Cuma gününde
vefat etti. Bu Allah'ın merhume sunduğu bir lütuftu. Hem Recep ayında, hem de
Cuma günü ölmek her mümine nasip olmaz. Merhum A. Metin Tokdemir Gümüşhane'nin
ve şirin Kelkit ilçemizin medar-ı iftiharıydı. Taraflı tarafsız herkesin
gönlünde taht kurmuştu. Merhumun vefatı üzerine şair Yaşar Kaleli, yazdığı
ağıtla Gümüşhanelilerin acısına tercüman olmuştur.
"Çileye Metindi, mertlikte Ali,
Tokdemir'i kına soktu da gitti.
Kanadı yaralı serçe misali,
Gerili yaydaki, oktu da gitti.
Gün olup binince ecel tahtına,
Kanmadı dünyanın saltanatına,
Bir yolunu bulup Rahman katına
İsa gibi göğe çıktı da gitti."
Merhum A. Metin Tokdemir toplumcu insandı. İnsanların ezilmesine tahammül
edemiyordu. İnsan kavramına saygı duyulmasının öncelikli bir düşünce olması
gerektiğine inanıyordu. Haktan görünerek halkı ezenlere karşı mücadele etmeye
ant içmişti. Dünyanın ve dünyayı anlamlı kılan insanın amacından sapması, onu
rahatsız ediyordu. İnsanların samimiyetsizliği kahrediyordu bu güzel insanı. Her
şeye rağmen ümit var bir ruh yapısına sahipti. Anası ve abisi Engin, onun en
değerli varlıklarıydı. Fakat sevdikleriyle uzun uzun dertleşemedi. Yeni evli
sayılabilecek bir zamanda Hakk'a yürüdü. Kaleli bunu şöyle dile getiriyor:
"İmkan aramayıp sefil gezenden
Hele hak adına halkı ezenden,
Bu iğrenç dünyadan,
kahpe düzenden
Riyakar yüzlerden bıktı da gitti.
Bundan geri ne söylesem nafile,
Hayata gülerdi ağlasa bile
Bakmaya kıydığı anası ile,
Engin'i enginde yaktı da gitti."
A. Metin Tokdemir Allah'tan başkasına kul olmayan, maneviyatı daima maddiyatın
üzerinde gören, derviş ruhlu, kamil bir insandı. Bu kısacık ömründe yılmadan
yorulmadan kutlu davasının hizmetinde koştu. Peygamberin kutlu vekili olarak
gören aziz Türk milletinin bir ferdi olmaktan onur duyuyordu. Şeyh Galib'in şu
beytini ölçü edindiği için, insana çok kıymet veriyordu:
"Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen
Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen"
Cesur bir dava adamı olan A. Metin Tokdemir, gücünü davasından ve cihad ruhundan
alıyordu. Kendini yenileyebilen olgun bir insandı Tokdemir. Sadece gerçekleri
konuşmayı, aksi halde susmayı tercih ediyordu. Bu özelliğini Kaleli'nin şu
dörtlüklerinde bulmak mümkündür:
"Kendini aşmıştı olgun ve selim,
Hakkı söylemezsem tutulsun dilim
Uzun bir yoldayım helalleşelim,
Diyerek elleri sıktı da gitti.
Ne lüzumu var artık neden, niçine
Selam durun, geçen devin göçüne
Yağmurlara gebe bulut içine,
Bir yıldız misali aktı da gitti.
Gönül Mevla evi güzelce donat,
Meleklerle giden neylesin kanat
Yağmura nazire, buluta inat
Şimşek edasıyla çaktı da gitti."
Merhum A. Metin Tokdemir'i rahatsız eden konuların başında Batı hayranlığı
gelmekteydi. O her akıllı insan gibi Batı'nın teknolojisinin alınması
gerektiğini savunurdu. Fakat Batı kültürüne kucak açmaya karşıydı. Çünkü
kültürler inançlarla yoğrulmuştur. Avrupalının inançlarıyla bizim inançlarımız
bağdaşmaz. Bu sebeple kültür değerlerimiz de farklılıklar arz etmektedir.
Tokdemir'in ölümünden duyulan acıyı yansıtan Kaleli, "Ağıt"ta şöyle diyor:
"Şafaklar can bulur ağarınca tan
Can gözde olunca kurtulur vatan,
Kaldırdı başını şöyle tabuttan,
Gülümsedi son kez, bu kutlu ere
Mekanı gök olan sığar mı yere
Kutlu şehitlerin kavli üzere,
Güneşe bir çengel taktı da gitti.
Başını dumanlıdır dağlar kar iken,
Hep fatiha biçer besmele eken
Evet, tam gülmeye sıra gelmişken
Kaleli'ye külli yaktı da gitti."
Biz ölümü sonsuzluğa yolculuk olarak görürüz.
Ölüm asla yokluk değildir.
Yahya Kemal'in deyimiyle:
"Ölmek kaderde var bize ürküntü vermiyor.
Lakin vatandan ayrılışın ızdırabı zor."
|