|
METİN
YÜREĞİMİZDE MİRACA YÜKSELDİ
Kara budunun kara
çerisinin aramızdan ayrılışının birinci yıldönümünde genç ömrünü vakfettiği
Türkiye’mizin kötü gidişine baktıkça onun yokluğunu daha çok hissediyorum.Hakka
yürüdüğünü duyduğumda henüz altı ayını doldurmamış oğlum için ‘Keşke Erdem
Kutalmış ölsede Metin
yaşasaydı’demiştim.Şimdi bile ‘bin koç kurban olsun
Metin’e…’ diyorum.
Kuruluştan bu yana yüz
binlerce Türk gencini yetiştirmiş olan Ülkü Ocaklarının 1980 sonrasındaki
yeniden yapılanmasının omurgasını oluşturan A.Metin Tok demir için yazılacak
şeyler ciltlere sığmaz.Onun asil hasretlerini,gece gündüz demeden yaptığı
çalışmaları,hedef aldığı yıldızları kaleme alarak bir kitap oluşturmaya çalışmam
rağmen vefatının ilk yıldönümüne yetıstıremememın
üzüntüsünü yasıyordum.Ancak,ulkuo ocakları genel
merkezının bır sure
once baslattıgı
kampanyanın sonuclanarak merhum
evdesıne ev alındıgını
ogrenınce muteesır oldum.bsrılı
beledıye calısmaları
yanında vefa ornegı goastererk
bır sure once
kecıorenın merkezındekı
bır parka ‘A.Metın
Tokdemır’ ismi vererek onun adını ölümsüzleştiren
keçi ören Belediye başkanı sayın Turgut ALTINOK’ a ne kadar teşekkür etsek
azdır.
Vatan toprakları için şahadete ermiş
yiğitlerimizin isimlerini cadde, sokak ve parklara vererek refah örneği gösteren
belediye yöneticilerimizden başta merhumun doğum yeri aziz naşının bulunduğu
Gümüşhane ilimizin Kelkit ilçesinde,1980 öncesi ve sonrası etrafına ışık saçtığı
Aydın ili ve ilçelerine, öğrenim gördüğü eski şehirde, doyumsuz konferanslar
verdiği yurdun dört bir yanında TOKDEMİR adının yaşatılacağına inanıyor,
ülkücülerin her doğan erkek çocuklarına onun gibi olmaları için Metin TOKDEMİR
adını vereceğini biliyorum.
Bir süre birlikte çalışmanın onurunu
yaşadığım Metin TOKDEMİR’ siz geçen bir yılın muhasebesini emin olun yapmak dahi
istemiyorum. Onu kaybettiğimiz günden buyana elimden düşürmediğim “Gümüşhane
sana güveniyor” yazılı kalem! Bana güç veriyor. Günde üç paket içtiğim sigaramı
yine onun ismini taşıyan çakmağımın gazını ısrarla doldurtup içiyorum. Geceler
boyu süren sohbetimizdeki onun kurmayı düşlediği muazzam ülkenin hayali gözümün
önüne geliyor. Sevgili Alişan SATILMIŞ’ IN
mısralarında olduğu gibi onu yaşarken ölüme terk edenlere lanetler okuyor. Yine
Alişan’ ın “Bizim olsun
çekip gitmek./size kalsın;/Tükenmiş dostlukları; kurumu çiçeklerle yaşatmak”
diyor. Göz yaşlarımı içime akıtarak yarın Ankara Koacatepe
Camiinde Ülkü Ocakları Genel Merkezi tarafından düzenlenecek olan Mevlit için
yola çıkıyorum. Ama korkuyorum;
Kelkit ten gelecek olan merhumun
ağbeyi Engin!in, ardından koşacak kardeşi Çetin’ in
yüzüne bakacağım!.
Sorumluluklarını yerine getiremeyişi
ezikliği ve acizliği içinde mubarek
Micaç Kandili münasebetiyle, ülkücülerin yüreğindeki
Miraca yükselen Metin TOKDEMİR için dualar edeceğim. Bu satırların okurların da
Miraç Kandilinde yaradana açtıkları avuçlardan,
dudaklarından dökülen dualardan başka Metin TOKDEMİR olmak üzere
geçtiğimiz ay kaybettiğim yiğit komutanın
Seyfi DEMİRAY ve gül bahçesindeki tüm şehitlerimiz
için Fatihalar bekliyorum.
Haydi; yarın Ankara’da,
Koacatepe Camiinde metinimizi yat etmek için
buluşalım…
YAŞANTISIYLA DAVASINI SAVUNAN ADAM :METİN TOKDEMİR
Ölüm nihayi
kaderimizdir. Tüm insanlar bu ölüm durağına uğramak zorundadır öyle yada böyle
muhakkak bir gün ölüm yolcusu olacağız. Nitekim canbı
hak Nisa Suresinde şöyle bulunuyor: “Nerede olsanız, sağlam kareler içinde
olsanız ölüm sizi yine bulur”. Dünya bir mezardır.
Peygamberimizin deyimiyle, “Dünya
ahiretin tarlasıdır”. Bu tarlada ne ekersen onu
biçeceğiz hiç kimse ebediyyen kalmayacaktır dünyada.
Rabbimiz bu hakikatı Embiya
suresinde zikrediyor. “Senden önce hiçbir insana ebedi yaşamı vermedik…. Her
nefs ölümü tadacaktır. Biz sizi sınamak için
şerede hayrada
mubtela kılıyoruz. Ve sonunda bize
dödürüleceksizniz”. İnsanlar ölümü düşünmek için
eğlence zevk alemine sığınıyorlar. Oysa gerçeklerden kaçınılmaz. Ölümden
nekadar kaçarsanız kaçın, o sizi takip edecektir.
Alemlerin Rabbı Allahütâla
bu konuda şu carpıtıcı ifadeleri zikrediyor:”deki:
sizin, kendisinden kaçtığınız ölüm muhakkak sizi bulacaktır. Sonra görünmeyi ve
görüneni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O sizin bütün yaptıklarınızı haber
verecektir”. (Cuma Suresi Ayet:8) bu ayet-i kerimeler ölüm konusunda çok hassas
olmanız gerektiğiniz hatırlatıyor bize. Ölüm insanlık tarihi boyunca
güncelliğini hep muhafaza etmiştir. Bundan sonrada güncel olmaya devam
edecektir. Çünkü ölüm ölmüyor. Melekül mevt daima
canlarını kapzetmekle meşkul.
Azrail ruhları ölümsüzlüğe taşıyor. Daha doğrusu ölümsüzlük diyarına bilet
kesiyor. Hepimiz bu gişeye er geç uğrayacağız. Bu gişeye giden yollar çok
değişiktir. Fakat bütün yollar ölüm kavşağına varır. Ölüm vakti gizlidir. Bu an
gizli olmasaydı, insanlar korku ve telaş içinde yaşarlardı. Sebepler ölümü
sevimli kılıyor.
Yiğit dava adamı A. Metin TOKDEMİR
genç yaşında hakka yürüdü. Merhum TOKDEMİR 8 Aralık 1995 günü elim bir trafik
kazası sonucu Allah’ın Rahmetine kavuşmuştu.
Ülkücü camianın efsanevi isimlerinden
olan A. Metin TOKDEMİR, 21 haziran 1959 yılında Kelkit’te doğdu. İlk ve orta
öğretimini Anadolunun çeşitli yerlerinde tamamlayan
TOKDEMİR Eskişehir İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun
oldu.
TOKDEMİR çalışkan ve mücadeleci bir
dava adamıydı. 36 yıllık kısa ömründe çok büyük işler yaptı. Siyasete küçük
yaşlarda giren bu muhterem insan, ülkü ocakları, ülkücü genlik derneği ve ülkü
yolu derneğinin Aydın şubesinde görev yaptıktan sonra Eskişehir Ülkü ocakları
Başkanlığına getirldi. Üniversite yılları siyasetle
iç içe geçti.
Merhum A.Metin TOKDEMİR Türk-İslam
ülküsünü rehber edinen ve aksiyon haline getiren kamil bir insandı.küçük
politikalar onu tatmin etmiyordu büyük düşünüyordu. Onun içinde küçük ve çıkarcı
politikalara alet olmuyordu. Bencillik denen manevi hastalıktan çok uzaktı.
Kendini Allah ve Resulu Erkemin davsına adayan
TOKDEMİR, Allah rızası için gecesini gündüzüne katarak çalışmıştır. Görevini
harfiyen yerine getiren A.Metin TOKDEMİR, Türklük aleminin lideri Alparslan
TÜRKEŞ tarafından ülkü ocakları genel başkanlığına getirilerek
ödüllendirilmiştir. Pek çok üstün meziyetlere sahip olan TOKDEMİR, ülkü ocakları
genel başkanlığı görevini başarıyla yürütmüştür. Bu süre içinde küfrün bütün
olaylarını bozan tok demir, ülkücü gençliğin oluşmasında aktif roller
oynamıştır.
A.Metin TOKDEMİR,
Mevlena’nın ifadesiyle, olduğu gibi görünen,görüldüğü gibi olan, ilmiyle
amil bir Müslüman dı inançaları
için tüm zorluklara göğüs geren TOKDEMİR, azimli ve cesaretliydi. Çok güçlü bir
hitabeti vardı.
Cesur dava adamı A.Metin TOKDEMİR,
konuşmadan çok yaşantısıyla davasını savunmuştur. Anlattıklarıyla yaşadıkları
asla çelişmemiştir. O İman,aşk, aksiyon ve karakter adamıydı.
Kendi milletini “efendi”, diğer
milletleri “köle” gören anlayışa karşıydı. Bütün insanlığın, İslam aleminin ve
özelliklede 19-20 ocak 1990 tarihlerinde Azerilerin
Baküdeki azatlık meydanında Rus Tankları altında ezildiği sırada, Türkiye
genelinde düzenlendiği organize telin mitinkleriyle
türk milletinin gönlünde taht kurdu. Onun bu
hareketi geniş kitleler tarafından desteklendi. Onun sayesinde Türk
soydaşlarımız, haklı davalarını geniş platfomlarda
duyura bilme imkanına kavuştular.
A.Metin TOKDEMİR’ in bu
rnek hareketleri soydaşlarımızın mücadele gücünü ve
azmini artırdı.
A.Metin TOKDEMİR, milletiyle
bütünleşen örnek bir şahsiyetti. Ülkemizin sosyal, ekonamik
ve kültürek meseleleriyle ilgilenen bu konularda
kafa yoran bir insandı. O toplayıcı ve birleştirici bir karaktere sahipti.
Türk-İslam Ülküsüne gerçekten inanmış
ve aşkla bağlanmıştı şahsi menfaatlerini, davanın ruhuna engel teşkil edecek
derecede. Öne sürmeyen ve hak bildiği yolda yürüyen TOKDEMİR, sadece davasının
başarısını düşünmüştür. O sabırlı, azimli, ahlaklı, basiretli, disiplinli ve
kültürlü bir insandı. Bu özelliklere sahip olan A.Metin TOKDEMİR, davasının “A
kadrosu” ndandı. Yani birinci derecede öncelikle
meziyetlere sahipti.
A.Metin TOKDEMİR davası “İla-yı
Kelimâtullah ve Nizam-ı Âlem” düşüncesini cihana
hakim kılmaktı. İnandığı davasından zerre kadar taviz vermeden, Nizam-ı Âlem ve
Ila-yı
Kelimâtullah uğrunda Anadoluyu
adım adım dolaşarak verdiği dizi konferanslarla
ülkücü harekete ivme, heycan ve şuur kazandıran
A.Metin TOKDEMİR, bir ara Türk ocakları genel merkezinde, Türk
Cumhuriyetlerinden gelen öğrencilerin koordinasyonu görevini üstlendi. Çünkü o,
çok hamiyetli bir kişiydi. Özellikle Türk soydaşlarımızı tuktu derecesinde
seviyordu. Onların esaretini yüreğini dağlıyordu.
A.Metin TOKDEMİR, Türkiye genelindeki
konferanslarında millet ve milliyet gerçeklerini yok
farzetmemiştir. Biz türk milletinden ve İslam
ümmetinden olmaktan gurur duyuyoruz. Kur’an-ı Kerim
de şöyle buyruluyor: “Ey insanlar, bizsizleri bir
erkekle, bir kadın yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye size şubelere,
ırklara, kavimlere ve kabilelere ayırdık.
Şüphesizki Allah yanında en şerefliniz takvada en
ilerde olanınızdır”. (Hucurat suresi, Ayet:13) yine
mukaddes kıtabımız Kur’an-ı
Kerimde: “dilleriniz ve renkleriniz birbirine uymasa da O’
nun ayetlerindendir” buyrulmaktadır. (Evrun
Suresi Ayet:22) bu arda şanı yüce Peygamberimiz(s.a.s)
mubarek sözleriyle İslam ve milliyet kavramlarına açıklık getirmiş ve
ırkçılığı reddederken milliyetçiliği yüceltmiştir. “kişi
kavminisevmekle suçlandırılamaz.kavmin efendisi, kavmine hizmet edendir.
Soyunu inkar eden Allah, melekler ve insanlar lanet etsin.” merhum A.Metin
TOKDEMİR bu gerçekleri her fırsatta dile getirerek bu yanlış anlaşılmaların
üzerine gitmiştir.
Merhum A.Metin TOKDEMİR, ülkü ocakları
genel başkanlığı görevini müteakip, sırayla yeni düşünce, yeni düşünce,
Ortadoğu,milliyetçi çizgi ve her gün gazetelerinde, köşe yazarlığı, yazı işleri
müdürlüğü ve genel yayın yönetmenliği görevlerinde bulundu. Onun diğer gazeteci
ve yazarlardan farkı, yazdığını yaşaması, yaşadığını yazmasıdır. Bu konuda
realist bir tavır içerisindeydi.
sevgili A.Metin TOKDEMİR engin bir
birikime sahipti. Bu tecrübelerini T.B.M.M’ ye taşıyarak, Türk Milleti’nin
istifadesine sunma niyetindeydi. Bunun için 24 Aralık 1995 seçimlerinde
Gümüşhane’den millet vekili adayı oldu. M.H.P’ den millet
vekililliğine aday olan A.Metin TOKDEMİR hızlı bir propaganda
faliyetine girişti. Ölümünden birkaç gün önce,
Gümüşhane Dumlupınar İlk Öğretim okulu salonunda düzenlenen gecede, su ifadelere
yer veriyordu. Bu sözler onun ağzından duyduğum son sözlerdi:
“Biz Türk-İslam ülküsünün erleriyiz.
Davamız hakla hakikat mücadelesidir. Amacım yıllardır unutulmadan ve hizmetten
mahrum bırakılan Gümüşhanelelerin haklarını
savunmaktan ibarettir. Nasip olursa meclise girebilirsem, Türk Milletinin
menfaatlerinin takipçisi olacağım. Milletimizi ezilmiş ve itilmişlikten
kurtarmak için canla başla çalışacağım. Hor görülmüş ve değerleri
ayklar altına alınmış Türk-İslam Aleminin şahlanması
için itici güç olacağım. İnsanımızın inanç özgürlüğünü temin etmek için var
gücümle mücade edeceğim. Söylediklerimi
erçekleştiremessem verdiğiniz yetkiyi yine sizlere
teslim edeceğim. Destek sizden kısmet Allaht’ andır.
Allah bizi utandırmasın”.
A.Metin TOKDEMİR, adaylığının
kesinleşmesinden birkaç gün sonra Ankara’daki
Gümüşhaneleler derneğinin düzenlemiş olduğuı
toplantıya katılmak için Gümüşhane’den Trabzon’ a hareket etti. Trabzon hava
alanından bineceği uçağıyla Ankara’ya varacaktı. Fakat o güzel insan, Maçka
ilçesine bağlı Başarköy yakınlarında geçirdiği elim
bir Trafik kazası sonucu yaralı olarak Trabzon mumune
hastanesine kaldırıldı. Oradan Karadeniz teknik üniversitesi tıp fakültesine
sevk edilen TOKDEMİR, bütün gayretlere rağmen kurtarılamayarak,
Cenab-ı Hakkın “benim ayım” dediği recep ayında, 8
aralık 1995 yılında saat 15:15 sıralarında hakkı rahmetine kavuştu. Bildiği gibi
üç aylar (Recep,Şaban,Ramazan) çok kutsi anlamlar taşır. A.Metin TOKDEMİR üç
aylarda ve de Cuma gününde vefat etti. Bu Allah’ın lütfudur.
Hem Recep ayında, hemde Cuma günü ölmek her mümine
nasip olmaz.
|