|
Söyleşi :
İlhami Yangın
Tarih
: 14 Kasım 1995 Perşembe
Metin
Tokdemir Kimdir :
1959
Gümüşhane Kelkit doğumlu olan Metin Tokdemir ilk ve
orta öğrenimini Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde tamamladı. Yüksek tahsilini
Eskişehir İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde bitiren
Tokdemir bu tarihlerden itibaren sırasıyla Ülkü
Ocakları, Ülkücü Gençlik Derneği ve Ülkü Yolu Dernekleri’nde yöneticilik yaptı.
1980 sonrası ise Eskişehir Ülkü Ocakları Başkanlığı ve Ülkü Ocakları Genel
Başkan yardımcılığı daha sonra ise Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevlerinde
bulundu. Bu arada çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı, yazı işleri
müdürlüğü ve genel yayın yönetmenliği görevlerini başarı ile ifa etti.
Tokdemir haftanın yaklaşık üç
ya da dört gününü konferanslar nedeniyle Ankara dışında geçiriyor. Halen
Yeni Dünya Düzeni ve Türkiye, batılılaşma Çabaları ve Günümüz adlı iki eseri de
yayına hazırlanmakta. Tokdemir’le vefatından kısa
bir süre önce gazeteci İlhami Yangın bir röportajı
Tokdemir’e rahmetle anarak ilk defa
Hergün’de yayınlıyoruz.
Sayın Tokdemir neden
milletvekilliğine adaysınız?
Ali Metin
Tokdemir:
Bizim çocukluğumuzdan beri verdiğimiz mücadele bir siyasi mücadele olmayabilir. Fakat
biz bir misyonun adıyız ve bu misyonun birde siyasi tarafı var. Siyasette
misyonumuzu devam ettirebilmek için, ömür verdiğimiz davayı devam ettirebilmek
için siyasette olmak zorundayız. Ülkü Ocakları kademesinde milletimizin birlik
ve dirliği noktasında verdiğimiz mücadeleyi mecliste vermek istedik. TBMM’de
bir boşluğun olduğu malum. Türkiye’de ne yazık ki, siyasetin kalitesi düştü.
TBMM’nin bugünkü yapısıyla milletimizin birlik ve dirlik mücadelesini vermekte
yetersiz olmakta, meclisteki milli renkler de soluk kalmaktadır. Biz bu noktada
TBMM’de Türk Milliyetçilerinin daha fazla olmasına inandığımız için aday olduk.
Siyaset tabiatıyla çok tutarlı çok tutarlı çok seviyeli, çok ciddi bir meslek
olması gerekirken ne yazık ki, Türkiye’de siyasetçi denilince akla yalan
söyleyen, boş vaatlerde bulunan insan akla gelmektedir. her şeyden önce
insanımızın kafasındaki bu siyasetçi tipini değiştirmemiz lazım. Siyasetçi
milleti en üst düzeyde temsil eden ahlakıyla çalışkanlığıyla, dürüstlüğüyle
millete örnek olan insan tipi olarak anlaşılmaktadır. İşte biz mecliste bu
eksikliği gördüğümüz için aday olduk. Bunun yanı sıra TBMM ne yazık ki, bugün
Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü noktasıyla ,birliği ve dirliği noktasında
gerekli tavrı koyamamaktadır, zayıf kalmaktadır. Bunları düşündüğümüzden aday
olduk. Türkiye bugün bir meseleler yumağı içinde çırpınıp duruyor. Burada çok
kararlı, çok cesur çok çalışkan milletvekillerine daha fazla ihtiyaç ortaya
çıkıyor. İşte bunun için aday olduk. Yani Türkiye’nin meseleleriyle daha üst
düzeyde; ilgilenebilmek ve milletimize daha fazla
hizmet verebilmek için aday oldu.
Sizce Türkiye’nin meseleleri nelerdir ?
Ali Metin
Tokdemir:
Türkiye’ye baktığınız zaman Türkiye ne yazık ki , bir meseleler yumağı içinde
çırpınıp duruyor. Türkiye’nin üzerinde ne acı ki, bela bulutları dolaşıyor.
Bugün Türkiye’nin ekonomisine baktığınız zaman yerlerde süründüğünü, büyük bir
israf ekonomisi olduğunu sokaktaki insandan bile duyabilirsiniz. Bugün, niçin,
dünkü valiyle, kaymakamla idare ettiğimiz Suriye, Yunanistan içişlerimize
karışıyor? Çünkü Türkiye dermansız. Çünkü, üretemiyorsunuz. Üretemiyorsanız
satamazsınız. Satamazsanız herkes, işte Avrupa birliğinin olduğu gibi Yunan’ın
olduğu gibi, Suriye’nin olduğu gibi içişlerinize karışır. Türkiye bugün 1991
rakamlarıyla 103 milyar gayri safi milli hasılaya sahip, bizden 11 kere daha
küçük 5 milyonluk Danimarka’nın yıllık üretimi 120 küsur
milyar dolardır. Türkiye kendisinden 12 kere daha küçük Danimarka kadar
üretemiyor. Danimarka kadar üretemedikten sonra siz dünya siyasetinde
yönlendirici olamazsınız,. İnisiyatif kullanamazsınız, söz sahibi olamazsınız.
BU sebeple Türkiye süratle ekonomisini düzlüğe çıkartmak zorundadır. Türk
ekonomisi bir israf, kriz ekonomisidir diyoruz. Niçin? Çünkü, Türkiye’nin insan
gücü, yeterince kullanılamıyor. Nüfusu istihdam edilemiyor. Allah bu
coğrafyaya bir sürü nimet vermiştir. Bu coğrafya bizim için bir nimet ama ehil
ellerde yönetilemediğinde bu vakitte beladır. Çünkü herkesin gözü bu coğrafyada,
bu coğrafya kontrol altında tutulduğu zaman, Türkiye zayıf, bölünmüş bir halde
tutulduğu zaman süper güçler, Avrupa Birliği ve sairesi
bu coğrafyadan dünya petrollerini kontrol edeceklerdir. O sebeple herkes bu
coğrafyanın istikrarsızlığa mahkum olabilmesi için, meseleler çıkması için
elinden geleni yapıyorlar. Türkiye bu durumdan kurtulabilmek için süratle
güçlenmek zorunda demek ki, önce Türkiye’nin üretmesi lazım. Türkiye’nin
sanayisini mutlaka hantallıktan kurtarması lazım. Türkiye’nin yatırımlar yapması
lazım. Öbür tarafta, Türkiye’nin bilgiye yatırımda problemleri var. Bir İsviçre,
kişi başına 900 dolar eğitimde para harcarken Türkiye’de eğitime kişi başına
harcanan para 37 dolardır. Almanya’da bu rakam 551 dolardır. Eğitime işte bu
kadar az para harcarsanız işte insan gücünü ülkenin kalkınmasında milletin
kalkınmasında kullanamazsınız. Türkiye GSMH’dan
binde 7’sini araştırmaya geliştirmeye ayırıyor. Bu
rakam gelişmiş ülkelerde yüzde 3’dür. Türkiye bunu yükseltmek zorundadır. İlme,
bilgiye daha fazla yatırım yapmaktan sonra geri kalmışlıktan kurtulamayız.
Türkiye’nin bugün sağlık problemi var. Yunanistan’da bin kişiye üç tane doktor
düşerken, Türkiye’de bin kişiye bir doktor zor düşmektedir. Hele bu Doğu’ya
doğru gittiğiniz zaman üç bin kişiye bir doktor zor düşüyor. Öbür tarafta
Türkiye’nin sağlık problemi var. İnsanlar sağlıksız besleniyorlar, dengesiz
besleniyorlar. Bir ABD vatandaşı benim insanımdan 7 misli daha fazla kalori
alıyor. Öbür tarafta bakıyorsunuz Türkiye’nin enerji problemi var. Türkiye bugün
fert başına tükettiği enerji bakımından Yunanistan’ın üçte biri kadar enerji
tüketiyor. Ama memleketimizden barajlar kralı var. Bir Japon’un ürettiği
enerjinin 11’de birini tüketiyoruz. Bir Alman’ın tükettiği enerjinin 20’de
birimi tüketiyoruz. İşte enerjinin bu kadar fakiri fukarası olursanız
teknolojide, sanayide ileriye geçemezsiniz. Tabi
bununla kalmıyor.Ayrıca Türkiye’nin müthiş bir ahlak problemi var. Türkiye bize
göre eğer kalkınmak istiyorsa, eğer büyümek istiyorsa, Türkiye’nin en önemli
sermayesi insan gücüdür. İnsanımızın fiziğinden, gönlünden, aklından bilgisinden
devleti yönetenlerin faydalanması lazımdır. Namuslu yöneticilerle insanımızın,
fizik gücünü, akıl gücünü, gönül gücünü birleştirdiğiniz zaman Türkiye’nin
problemleri biter. Ama bunun için de Türkiye’nin ahlak problemlerini aşması
gerekiyor. Bugün işte bakıyorsunuz, Müslümanlıkla yoğrulan Anadolu toprağı büyük
bir ahlak buhranı ile karşı karşıyadır. Görüyorsunuz, İstanbul’dan Karadeniz
sahillerine kadar Nataşalar, Romen,
Polanya’lı fahişeler cirit atıyor. Yani şu aziz
yurt başka başka ülkelerin fuhuş ithal ettiği bir
memleket haline gelmiş. Ayrıca İSKİ’ lerin, ASKİ’
lerin, İLKSAN’ların boyutlarını insanlarımız biliyor. Rüşvet, korkunç bir
yolsuzluk, korkunç bir ticari ahlaksızlık Türkiye’ye hakim, Bunu aşamazsanız
insanımızın ne fizik gücünden ne kafa gücünden faydalanamazsınız. Dolayısıyla
Türkiye’nin bu ahlak problemini kısa sürede halletmesi lazımdır. Diğer tarafta
bölücü ihanetin hangi boyutlara vardığı zaten görülüyorsunuz. Bugün Türkiye’yi
yalnızca Kürt Türk diye bölmek istemiyorlar. Türkiye’de Laz var, Kürt
var,Çingene var, Çerkez var diye Türkiye’yi otuza kırka bölmek istiyorlar ve ne
yazık ki, birileri İslam adına,birileri bölücülük adına,birileri Marksizm adına
birileri insan hakları adına değişim adına Türk’e bu hükümet cephesinde bir
araya gelmişlerdir.
Biz
diyoruz ki, Türkiye’nin bölünmesini istemek yalnızca Türklüğe değil,
İslam'a da ihanettir. Türkiye güçlü olmazsa, birlik
ve beraberlik içinde olmazsa siz İslam’ın hangi mücadelesini vereceksiniz?
Dolayısıyla eğer birileri İslam olmak İslam kalmak istiyorlarsa, önce
Milleti’nin birlik ve beraberliğinin tesisine gayret göstermelidirler. Demek ki,
Türkiye bölücü ihanetten ekonomik buhranı, ahlak buhranından,eğitimdeki
sağlıktaki yetersizliğe kadar bir yığın problemle yaşıyor. Türkiye’yi
yönetenler bugüne kadar sonraki nesilleri hedef almayı da sonraki seçimleri
hedef aldıkları için Türkiye’nin problemleri çözülmemiştir, olduğu gibi
kalmıştır.
Türkiye
hedeflerini büyük çizmelidir. Büyük düşünmelidir. Bir atasözünü özetleyelim
ki “Büyük ülkeler yıldızlara benzer; yıldızlara ulaşamazsınız ama onlara bakarak
yönünüzü tayin edersiniz.” O halde Türkiye’yi yönetenler büyük düşüneceklerdir.
Demin ifade ettiğim gibi insana yatırım yapacak,
insan eğer Allah’a kul olmanın idrakindeyse, eğer
vatanını milletini seviyorsa, makama mevki ye kul
köle olmaz, insana köle olmaz, çalışır, hak eder.İşte o halde öncelikle biz
insana yatırım yapacağız, Türkiye’nin kaynaklarını iyi kullanacağız. Türkiye’nin
bilançosunu çıkaracağız. İnşallah Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşıyacağız.
Benim, milletimin yarınları ile ilgili yemyeşil umutlarım var. Umutlar imanla
yeşerir, çiçek verir, meyve verir. Biz ümit varız.İnşallah
milletimizle birlikte, Cenabı Allah’ın yardımıyla da Türk
milletini aydınlık yarınlara taşıyacağız.
Ülkücü olup da, hele Ülkü Ocakları’nda başkanlık yapıp da başa
partilerden milletvekili teklifi almayan kalmadı. Size böyle bir teklif geldi
mi? Ki geldiğini biliyoruz,siz neden MHP’de karar kıldınız?
Ali Metin
Tokdemir:
Artık
MHP’liler dünkü gençler değil. Artık MHP’nin yetişmiş kadroları var,
teknotratları var, bürokratları var, akademisyeni
var, yazarı var, çizeri var. Bugün ANAP’ından DYP’sine, Refah’ına kadar bir
partinin ülkücü aday aramalarının sebebi nedir? Çünkü ülkücüler kabiliyetli
insanlardır. Çünkü ülkücüler Türkiye’nin meselelerine vakıf insanlardır. Çünkü,
ülkücüler etraflarında sosyal faaliyetleri ile imajlarıyla güçlü insanlar Demek
ki, Ülkü Ocakları ekolü iyi yetiştirmiş Birileri Ülkü Ocakları ekolünden
yetişmişler başka başka yerlere gitmişler bunlar
onların problemi. Ama ben şunu ifade ediyorum; bugün birileri İslam adına,
birileri bölücülük adına, birileri Marksizm adına Türklüğe karşı bir husumet
cephesinde bir araya gelmişlerdir. Bakım bugün devletin resmi görüşüne göre
Türkiye’de 24 tane etnik grup var. Türkiye şimdi, hızla kendi Türk kimliğinden
vazgeçiyor. Şimdi Bulgaristan’daki soydaşlarımıza baskı yapıldığı zaman biz
Bulgaristan’a “Dur” dediğimizde ne diyordu. Niye Türklük kelimesini kabul
etmiyordu. “Bunlar Müslüman azınlık, Türk değil” diyordu. “Niye Türklük
kelimesini kabul etmiyordu? Hak iddiamız ortaya çıkmasın diye. Şimdi Türkiye,
devletiyle ve bir takım siyasileri ile ne yazık ki, bu Türk kelimesinden geriye
çekilmektedir.
Bugün
MHP’nin varlığı olmasaydı, ülkücülerin varlığı olmasaydı, Türkiye bölünme
noktasına çoktan gelmişti. O nedenle, ben Metin Tokdemir
olarak yetişmişsem, bir takım kabiliyetlerimiz ve erdemlerimiz varsa Ülkü
Ocakları’nda ve MHP’de aldık.
Yani
bugün ben ülkücüyüm, ben MHP’liyim diyenlerin hepsi MHP ve Ülkücü Harekete
vermekten çok ondan almışlardır. Ahde vefasızlık namussuzluktur., ahde vefalı
olduğumuz içinde, MHP’deyiz. Bugün İslam’ın de, Türk
Milleti’nin de yegane ümidi şu topraklarda yaşayan insanlardır. Biz
buradayız, MHP’deyiz. Gidenlere Allah selamet versin.
Peki Türkiye’nin geleceği ile ilgili neler söyleyeceksiniz?
Ümitli misiniz?
Ali Metin
Tokdemir: Ben
ümit varım. Demin söylemiştik. Türkiye’nin kaynakları
ve insan gücü Türkiye için ümitli olmaya yeter. Yine bir Hadis-i Şerif’te
buyuruluyor ki, Cenab-ı
Allah bir milleti helak edeceği zaman o milletin açlarına ve susuzları yüzü suyu
hürmetine azaptan vazgeçer. Şimdi, ben de biliyorum ki, eğer
Cenab-ı Allah bir milleti açların ve susuzların
yüzü suyu hürmetine helak etmekten vazgeçiyorsa, uğruna bu kadar çileler çekmiş
bu kadar şehitler vermiş, bu kadar düşmanlığı bünyesinde toplamış bu aziz
milleti de Cenabı Allah hidayete erdirecektir. Bu aziz millete de kurtuluşu
gösterecektir.
|